Gül Hanım Abla: O Eski Sabahların Hikayesi
Anneannemi çok severdim. Güneş doğmadan kalkar, mutfakta o eşsiz kokuyla güne başlardı. Ocakta kaynayan reçelin meyvesi, tahinin susamı, ekmeğin o sıcacık ısısı… O sofrada sadece yemek yoktu; tarif edemediğim bir his vardı. Eve ait olma hissi, güven, huzur... Hepsi oradaydı. Sonra anneannemi, Gülhanım Hanım'ı kaybettim ve o sofra kapandı.
Yıllar geçti. Bir sabah kendi kahvaltı masama oturdum. Raflar doluydu ama o sofranın tadı yoktu. Her marka "sağlıklı", "organik", "katkısız" diyordu; ama kimse "gerçek" demiyordu. Çünkü gerçek, fabrikalarda değil; sabırla çalışan ellerde, eski tariflerde ve özendiğimiz o "gerçek" lezzetin kendisindeydi.
İşte Gül Hanım Abla, tam bu eksikliği gidermek için doğdu.
Biz bir gıda markası değiliz; biz, unutulan o sabahların bekçisiyiz. Türkiye’nin dört bir yanındaki butik üreticilerle bir araya gelerek, anneannemin sofrasındaki o lezzetleri yeniden bulup çıkarıyoruz. Her bir kavanozu, her bir ürünü soframıza almadan önce tek bir soru soruyoruz: "Anneanneme ikram edebilir miydim?"
Eğer cevabım "Evet" ise o ürün bizimdir. Eğer değilse, ne kadar kârlı olursa olsun, o ürünü asla soframıza sokmuyoruz.
Biz sağlık satmıyoruz. Organik veya sadece katkısız da satmıyoruz. Biz, özlediğiniz o eski tadı, çocukluğunuzun o huzurlu sabahlarını satıyoruz.
Eğer siz de o sofrayı özlediyseniz, Gülhanım Hanım'ın sofrasına hoş geldiniz.